“Yeni Bir Dönemin Eşiğinde: Rusya’nın Nükleer Güçlü Burevestnik Füzesi Ne Anlama Geliyor?”
- Tuba Türk Çınar

- 14 Kas
- 3 dakikada okunur

Uluslararası güvenlik gündemi zaman zaman öyle başlıklara sahne oluyor ki, bir ülkenin silah programı sadece teknik bir dosya olmaktan çıkıp küresel strateji tartışmalarının merkezine oturuyor. CSIS’in yayımladığı son analiz, Rusya’nın nükleer güçle çalışan Burevestnik (9M730) seyir füzesini işte bu kategoriye yerleştiriyor.
Dünya kamuoyunda büyük tartışmalara neden olan bu sistem, Moskova’nın uzun süredir geliştirdiği “sınırsız menzile sahip olduğu iddia edilen” yeni nesil bir füze. Fakat bu proje, yalnızca teknoloji yarışının bir parçası olarak değil, aynı zamanda modern nükleer strateji anlayışının nereye evrildiğini gösteren bir işaret olarak da okunuyor.
Nükleer Güçle Çalışan Bir Füze Ne Anlama Geliyor?
Seyir füzeleri normalde konvansiyonel motorlarla sınırlı bir menzile sahip. Ancak nükleer güçle çalışan bir itki sistemi teorik olarak bir uçağın ya da füzenin çok uzun süre havada kalabilmesine imkân tanıyabilir.
CSIS’in analizine göre Burevestnik’in iddia edilen temel özellikleri şöyle özetleniyor:
Çok uzun menzil kapasitesi
Konvansiyonel hava savunma sistemlerinin öngöremeyeceği rotalar izleyebilme ihtimali
Stratejik caydırıcılık denklemine yeni bir değişken eklemesi
Ancak bu noktada altı çizilmesi gereken önemli bir husus var:Bu özelliklerin büyük bölümü hâlâ kamuya açık ve doğrulanmış teknik verilerden ziyade testler, açıklamalar ve uydu görüntüleri üzerinden değerlendirilen bilgiler. Dolayısıyla kesinlikten ziyade ihtimaller üzerinden konuşuluyor.
Risk, Kategori Değiştiriyor: Silah Etkisi Değil Sistem Etkisi
Bu tür bir projenin tartışılmasının nedeni, tek bir silahın menzili ya da gücünden ziyade stratejik mimaride yarattığı boşluk.
Eğer böyle bir sistem tamamen operasyonel hâle gelirse:
Mevcut füze savunma sistemlerinin işleyişine yeni bir zorluk ekleyebilir,
Uzun menzil nedeniyle caydırıcılık hesaplarını yeniden şekillendirebilir,
Nükleer silahların teknik değil, kavramsal çerçevesinde bir kayma yaratabilir.
Burada önemli olan şu: Bu değerlendirmeler, herhangi bir ülkeyi suçlamak ya da tehdit altında göstermek amacı taşımıyor.Tam aksine, gelişen teknolojinin güvenlik politikaları üzerindeki etkisini anlamaya yönelik bir çerçeve sunuyor.
Testler, Kazalar ve Bilinmezlikler
CSIS raporu, geçmiş yıllarda gerçekleştirilen testlerin bazı güvenlik sorunlarına yol açtığını; hatta 2019’daki bir olayda ciddi bir kaza yaşandığını hatırlatıyor. Ancak yine altını çizmek gerekir ki:Bu bilgiler de açık kaynaklı verilerden elde edilen çerçeveler olup muhakkak böyledir şeklinde kesin ifadelerle yorumlanmamalıdır. Bu belirsizlikler, aslında günümüz nükleer teknolojisi tartışmalarının temel karakteri hâline geldi: veri sınırlı, bilgi parçalı, etkisi ise oldukça geniş.
Yeni Bir Güvenlik Dengesi mi Doğuyor?
Bu tür sistemler, uluslararası güvenlik tartışmalarını tamamen farklı bir boyuta taşıyor. Dünyada füze savunması, klasik denge teorileri, nükleer caydırıcılık ve erken uyarı sistemleri yıllardır belirli bir mimari üzerine oturmuş durumda.Fakat Burevestnik gibi yeni nesil teknolojiler bu mimariyi sorgulatıyor.
Örneğin:
“Sınırsız menzil” iddiası, coğrafyanın önemini yeniden tanımlayabilir.
Düzensiz uçuş rotaları, savunma sistemlerinin algoritmalarını zorlayabilir.
Uzun süre havada kalma ihtimali, karar verme süreçlerini daha karmaşık hale getirebilir.
Bu, yalnızca Rusya’nın değil, ABD’den Çin’e, Avrupa’dan Asya’ya tüm ülkelerin stratejik hesaplarını etkileyen geniş bir konu.
ABD’nin İlk Tepkisi: Nükleer testlerin yeniden başlatılması mesajı
Trump yönetimi, Burevestnik testinden sonra ABD’nin nükleer silah testlerini yeniden başlatabileceğini duyurdu. Bu, Washington’un gelişmeleri ciddiyetle izlediğini ve stratejik dengeyi koruma niyetinde olduğunu gösteriyor.
“ABD resmî dokümanlarında, füze savunma kapasitesinin Rusya’nın stratejik nükleer kuvvetlerini etkisiz hâle getirmeyi hedeflemediği vurgulanıyor.”
“Washington, kamuya açık belgelerinde kendi füze savunma mimarisinin Rusya’nın nükleer ikinci vuruş kapasitesini hedef almadığını; sistemin esas olarak sınırlı tehditlere karşı geliştirildiğini ifade ediyor.”
ABD’nin START Sonrası Tutumu
Rusya’nın “Yeni START’a bir yıl daha denetimsiz devam edelim” teklifine Washington temkinli yaklaşıyor ve bu önerinin ardındaki stratejik motivasyonları sorguluyor.
Değişen güvenlik ortamı, ABD’nin füze savunma yatırımlarını sürdürmesini gerektirmektedir.
“ABD, yeni nesil sistemler ve artan füze tehditleri nedeniyle füze savunma mimarisini modernize etmeyi stratejik gereklilik olarak tanımlıyor. Bu çerçeve, Pentagon açıklamaları ve Kongre raporlarında da tekrar ediliyor.”
ABD, Rusya’nın ileri sürdüğü “ABD füze savunmasına tepki olarak geliştirme” iddiasını resmî olarak kabul etmiş değildir.
Washington açık bir şekilde “ikna edici bulmuyoruz” demese de, ABD belgeleri şu çizgiyi korur:
Rusya’nın stratejik modernizasyon gerekçesi, ABD füze savunması bağlamında ABD tarafından paylaşılmamaktadır,
ABD, kendi savunma mimarisinin Rusya’nın nükleer caydırıcılığını etkileyecek bir kapasitede olmadığını savunur,
Testin Mesaj Boyutu
ABD, bu testin yalnızca teknik bir gösteri değil, aynı zamanda siyasi bir mesaj taşıdığını, ancak bu mesajın abartılmaması gerektiğini değerlendiriyor.
Sonuç: Sessiz Teknolojiler, Yüksek Etkiler
Burevestnik, kamuoyunda zaman zaman dramatik bir başlık gibi görünse de aslında modern savunma teknolojilerinin ne kadar hızlı ve karmaşık bir yönde ilerlediğini gösteren bir örnek.
Silahın kendisinden ziyade şu gerçek daha önemli:Teknoloji artık uluslararası ilişkilerde en belirleyici unsurlardan biri hâline geliyor ve bu gelişmeler, tartışılırken sert bir dilin, suçlayıcı söylemlerin ya da dramatik manşetlerin ötesinde;temkinli, analitik ve sorumluluk sahibi bir yaklaşımı zorunlu kılıyor.
Tuba Türk Çınar
KBRN Sav. MSc.



Yorumlar