Fransa’daki Söküm Aşamasındaki Nükleer Tesiste Neler Oluyor? Bu Küçük Bir Laboratuvar Kazası mı, Büyük Güvenlik Uyarısı mı?
- Tuba Türk Çınar

- 3 gün önce
- 2 dakikada okunur

Fransa’nın Hauts-de-Seine bölgesinde yer alan Autorité de sûreté nucléaire et de radioprotection (ASNR) tarafından 20 Kasım 2025 tarihinde duyurulan bir olay, nükleer-laboratuvar güvenliği açısından dikkat çekici bir alarm niteliği taşıyor. Commissariat à l’énergie atomique et aux énergies alternatives’nin Fontenay-aux-Roses’daki (92) sahasında, INB 165 kodlu söküm aşamasındaki tesisin bir laboratuvar bölümünde yangın çıkmış; üç kişi içeride bulunurken bir kişi hafif yaralanmış ve kontaminasyon geçirmiştir. ASNR, "olayda radyoaktif malzeme dış ortama yayılmadığını ve çevreye ya da halka yayılan bir radyasyon etkisi olmadığını" açıklamıştır.
Olayın önemi
Birçok kişi “hafif yaralanma ve kontaminasyon” ifadesinden dolayı bu olayı “küçük” bir laboratuvar kazası olarak değerlendirebilir. Ancak şu açılardan çok daha büyük bir anlam taşıyor:
Bu tür tesislerde, söküm aşamasındaki tesislerde ya da laboratuvarda oluşan yangın ya da ısı/kontaminasyon olayları, radyoaktif materyallerin beklenmedik biçimde hareket edebilmesine zemin hazırlayabilir.
Söz konusu tesis INB 165 kodlu bir “installation nucléaire de base” statüsündeki söküm aşamasındaki tesistir yani aktif üretim değil ama radyoaktif materyal ya da altyapı artık kullanılmaz durumda olsa da risk içermektedir.
Yetkililerin hızlı şekilde krizi yönetmesi ve kamuya açıklama yapması elbette olumlu; ancak “radyoaktif materyal dışarı çıkmadı” ifadesi riskin olmadığı anlamına gelmez içeride kontrolsüz bir hareket ya da insan hatası potansiyeli devam ediyor olabilir.
Neden dikkat edilmeli?
İç güvenlik: Radyoaktif tesiste tamamen dış tehdide odaklanmak yaygındır (terör, sabotaj, sızma). Ancak bu vakada görülen, içsel bir olay yangın ve buna bağlı kontaminasyon. Bu, insan-kaynaklı hata, altyapı bozukluğu veya söküm süreci kaynaklı olabilir. İç güvenlik süreçlerinin (personel eğitimi, söküm yönetimi, yangın ve acil durum tatbikatları) sadece aktif üretim tesislerinde değil, söküm aşamasındaki ya da eski nükleer altyapıda da önem taşıdığını gösteriyor.
Bilgi şeffaflığı ve güven: ASNR hızlı şekilde krizi haber verip ölçümler yaptırmış; “sızıntı yok” demiş. Bu iletişim bir güven unsurudur. Ancak kamuya ve paydaşlara verilen verilerin detayları (doz ölçümleri, kontaminasyon seviyesi, zamanı, hangi ortamda) daha şeffaf olursa risk algısı da düşer. Savunma/bilinçlendirme açısından bu önemli.
“Küçük kontaminasyon”un büyük etkileri olabilir: Olayın “hafif yaralanma + kontaminasyon” ile sınırlı olması şans olarak görülebilir. Ama bu, sistemde bir zayıflığın olduğunu gösteriyor. Eğer laboratuvar standardı dışında radyoaktif materyal varsa ya da söküm süreci yeterince güvenli değilse, benzer bir olay daha ciddi sonuçlara yol açabilir (örneğin: çevre salınımı, halk maruziyeti, alıcı halk panik).
Söküm ve eski tesis yönetimi: Nükleer tesislerin aktif kullanım ömrünün ardından gelen söküm ve altyapı temizleme aşaması, genellikle riski hafife alınan aşamalardır. Bu olay, söküm aşamasındaki bir tesisin içindeki laboratuvarda da risk olduğunu gösteriyor. Bundan dolayı KBRN stratejileri kapsamında sadece “aktif reaktör” değil, “eski altyapı – söküm – arşiv kaynaklı” riskler de dikkate alınmalı.
Bu olay bir felaket değil ancak bir uyarı çanıdır. Her ne kadar dışarıya yayılan bir radyasyon salınımı olmadığı açıklansa da, iç sistemde bir olay yaşanmış olması risk yönetimi açısından “rahatsız edici” bir durumdur. Bu bağlamda:
Kurumlar, aktif tesislerin yanında söküm ya da eski altyapı tesislerini de risk planlarına dahil etmeli ve buna göre tatbikatlar yapmalı.
Olay sonrası veriler (kontaminasyon düzeyi, ölçüm sonuçları, hangi materyalin etkilediği, hangi süreçlerin tetiklediği) şeffaf şekilde paylaşılmalı; bu veriler hem bilimsel hem stratejik değerlendirme için değerli.
Halk ve yerel yönetimler için “hafif gözüken” kazalar bile önemli güvenlik mesajı verir iletişim stratejileri bu doğrultuda olmalı.
KBRN savunma stratejilerinde radyoaktif laboratuvar kazaları, kimyasal ve biyolojik kazalarla birlikte “hazırlıklı” bir altyapı içinde düşünülmeli; bu üç kategori arasında senkronizasyon ve ortak müdahale modelleri geliştirilmelidir.
Tuba TÜRK ÇINAR
KBRN Sav. MSc.



Yorumlar