top of page

Sudan'daki Klor İddiaları: KBRN Açısından Asıl Dikkat Çekici Nokta Ne?

tubaturkcinar
13 Eyl
4 dakikada okunur

Yazar: Tuba Türk Çınar (Türkçınar Teknoloji&Akademi)

Sudan'daki savaş, son yıllarda yalnızca askeri dengeler veya insani kriz üzerinden takip edilmiyor. Çatışmanın KBRN boyutuna ilişkin iddialar da giderek daha fazla uluslararası gündeme taşınıyor.

Son olarak Washington Post tarafından yayımlanan kapsamlı bir haber, Sudan'da klor esaslı kimyasal mühimmat üretildiği ve bazı mühimmatların çatışmalarda kullanılmış olabileceği yönünde yeni belge, görüntü ve mesajların bulunduğunu ileri sürdü. Haberde incelenen materyaller arasında fotoğraflar, videolar, yazışmalar ve ses kayıtlarının bulunduğu belirtildi. Ancak aynı incelemede, söz konusu materyallerin tek başına kesin bir doğrulama için yeterli olmadığı ve olay yerleri ile tanıklara erişimin gerektiği de vurgulandı.

Sudan hükümeti ise bu iddiaları reddediyor. Washington Post'a gönderilen resmi yanıtta ülkenin kimyasal stoklarının su arıtma, sivil sanayi ve enerji amaçlarıyla kullanıldığını ve iddiaların yetkili uluslararası bir kuruluş tarafından teknik olarak incelenmesine hazır olunduğunu bildirdi.

Dolayısıyla burada öncelikle bir ayrım yapmak gerekiyor:

Ortada ciddi KBRN iddiaları ve bunları desteklediği ileri sürülen materyaller var; ancak bunların tamamının bağımsız ve uluslararası bir mekanizma tarafından kesin biçimde doğrulandığını söylemek için henüz erken.

Klorun kendisi yeni değil, kullanım amacı kritik

Klor, kimyasal silah denildiğinde akla gelen ve yalnızca askeri alanda kullanılan özel bir madde değil.

Tam tersine, su arıtma sistemlerinin önemli girdilerinden biri.

KBRN açısından kritik nokta da tam burada başlıyor.

Bir kimyasalın tehlikeli olması ile kimyasal silah olarak kullanılması aynı şey değildir. Klorun suyun dezenfeksiyonunda kullanılması ile bir mühimmatın içerisine konularak hedef bölgeye yayılması arasında hem teknik hem hukuki açıdan çok büyük bir fark bulunuyor.

Klorun yüksek yoğunlukta solunması solunum sisteminde ciddi hasara yol açabilir. Özellikle kapalı veya havalandırmanın sınırlı olduğu alanlarda maruziyet riski daha da önem kazanır.

Bu nedenle klorun savaş ortamında silah olarak kullanıldığı iddiası, maddenin kendisinden çok kullanım biçimi ve amacı nedeniyle KBRN açısından önem taşıyor.

Asıl dikkat çekici gelişme 2024 olaylarından daha fazlası

Sudan'daki klor iddiaları aslında yeni değil.

2024 yılının Eylül ayında Hartum'un kuzeyindeki El-Ceyli petrol rafinerisi ve çevresindeki bazı askeri bölgelerde klor kullanılmış olabileceğine ilişkin görüntüler ve tanıklıklar daha önce de incelenmişti.

France 24 tarafından yürütülen ve açık kaynak istihbaratı ile uzman analizlerine dayandırılan araştırmada, söz konusu bölgelerde klor içeren kapların havadan bırakılmış olabileceği ileri sürüldü. İnsan Hakları İzleme Örgütü de bu araştırmanın ABD'nin daha önce dile getirdiği iddialara kamuya açık bazı destekleyici unsurlar sunduğunu belirtmişti.

2025 yılında ise ABD yönetimi Sudan hükümetinin kimyasal silah kullandığı yönünde bir değerlendirme yaparak yaptırım kararı aldı. Washington bu kararın dayanağına ilişkin ayrıntıların tamamını kamuoyuyla paylaşmadı.

Dolayısıyla 2026'da ortaya çıkan yeni belgelerin önemi, yalnızca “yeni bir saldırı oldu” iddiasından kaynaklanmıyor.

Asıl önemli olan, daha önce gündeme gelen olayların arkasında organize bir kapasite bulunup bulunmadığı sorusunun yeniden ortaya çıkması.

KBRN açısından en önemli soru: kapasite var mıydı?

Burada asıl dikkat edilmesi gereken, tek tek mühimmat görüntülerinden çok, ortaya çıkan bulguların daha geniş bir kapasiteye işaret edip etmediğidir. Bir devletin veya herhangi bir silahlı yapının kimyasal madde kullanmış olabileceğini değerlendirmek başka, bunun arkasında sürdürülebilir bir kapasite bulunduğunu ortaya koymak başka bir şeydir.

Kapasite değerlendirmesinde;

  • kimyasal maddenin tedarik zinciri,

  • depolama koşulları,

  • mühimmat sistemi,

  • dolum ve üretim altyapısı,

  • test faaliyetleri,

  • lojistik hareketlilik,

  • komuta-kontrol ilişkileri

  • ve kullanım sonrasında ortaya çıkan fiziksel ve tıbbi belirtiler

birlikte değerlendirilir.

Washington Post'un incelediğini belirttiği yeni materyallerin dikkat çekici tarafı da burada.

Haberde yalnızca saldırı görüntülerinden değil, mühimmat üretimine ilişkin olduğu ileri sürülen dokümanlardan, test görüntülerinden ve askeri personel arasındaki yazışmalardan söz ediliyor. Uzmanlar ise bu materyallerin kimyasal silah programıyla uyumlu göstergeler taşıdığını, ancak kesin doğrulama için sahada inceleme yapılması gerektiğini belirtiyor.

Bu ayrım son derece önemli.

Çünkü KBRN olaylarında “uyumlu bulgu” ile “kesin teşhis” aynı şey değildir.

Kimyasal silah iddialarında en zor bölüm

Bir olay yerinde sarı-yeşil renkte bir bulut görülmesi tek başına “klor kullanıldı” sonucuna götürmez.

Benzer şekilde, bir tankın veya silindirin görüntülenmesi de tek başına kimyasal silah kullanımını kanıtlamaz.

KBRN olaylarının değerlendirilmesinde görüntü, meteorolojik koşullar, mühimmat kalıntıları, çevresel örnekler, biyomedikal bulgular, tanık ifadeleri ve olayın gerçekleşme biçimi birlikte ele alınmalıdır.

Özellikle savaş bölgelerinde olay yerine zamanında ulaşamamak, örneklerin uygun şekilde muhafaza edilememesi veya delillerin değiştirilmesi teknik değerlendirmeyi zorlaştırabilir.

Bu nedenle Sudan dosyasında uluslararası uzmanların bağımsız bir inceleme yapılması yönündeki çağrıları önem taşıyor. Euronews'in aktardığı yeni değerlendirmelerde, eski Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü yetkilileri de artan iddialar ve yeni materyaller nedeniyle kapsamlı bir soruşturma yapılması gerektiğini belirtiyor.

Bir başka hassas konu: su arıtma ile silah arasında ince çizgi

Dosyanın belki de en dikkat çekici KBRN boyutlarından biri de klorun sivil amaçlı tedarik zincirleri.

Klor, dünyanın birçok yerinde içme suyunun güvenli hale getirilmesinde kullanılıyor. Sudan'da da insani yardım kuruluşlarının su arıtma tesislerine klor sağladığı biliniyor.

Washington Post'a konuşan UNICEF yetkilileri, kuruluş tarafından sağlanan klorun yalnızca su güvenliği amacıyla gönderildiğini ve kendi kayıtlarında bu malzemenin başka amaçlarla kullanıldığına ilişkin bir bulgu bulunmadığını açıkladı.

Bu konu bize KBRN güvenliğinin yalnızca askeri tesislerden ibaret olmadığını gösteriyor.

Çatışma ortamlarında sivil kimyasal tedarik zincirlerinin korunması, depolama alanlarının güvenliği ve kritik altyapının kontrolü de doğrudan KBRN risk yönetiminin parçası haline geliyor.

Hukuki boyut ise oldukça net

Kimyasal maddelerin barışçıl ve endüstriyel amaçlarla kullanılması ile kimyasal silah olarak kullanılması arasında hukuken temel bir fark bulunuyor.

Kimyasal Silahlar Sözleşmesi, kimyasal silahların geliştirilmesini, üretimini, stoklanmasını ve kullanımını yasaklıyor. Sudan da sözleşmeye taraf ülkeler arasında bulunuyor.

Dolayısıyla mevcut iddiaların gerçekten doğrulanması halinde konu yalnızca Sudan'daki savaşın askeri boyutuyla sınırlı kalmayacaktır.

Aynı zamanda uluslararası KBRN rejiminin uygulanması açısından da ciddi sonuçlar doğuracaktır.

Fakat burada da aynı prensibi korumak gerekiyor:

İddia başka, bağımsız olarak doğrulanmış sonuç başka.

Sudan dosyası bize ne anlatıyor?

Bana göre bu olayın en önemli tarafı, tek başına klorun kullanılıp kullanılmadığı tartışmasından daha geniş.

Savaş alanlarında KBRN riskleri artık yalnızca klasik kimyasal harp mühimmatları üzerinden değerlendirilmemeli.

Su arıtma tesisleri, endüstriyel kimyasallar, lojistik merkezleri, sivil altyapı ve hatta insani yardım zincirleri de çatışmanın bir parçası haline geldiğinde KBRN riskinin niteliği değişiyor.

Sudan'da ortaya atılan iddialar doğru olsun veya olmasın, dosya önemli bir gerçeği yeniden hatırlatıyor:

KBRN tehdidi her zaman özel bir laboratuvarda üretilen karmaşık bir ajandan gelmek zorunda değil.

Bazen günlük hayatın bir parçası olan bir kimyasal, kullanım amacı ve yöntemi değiştiğinde ciddi bir güvenlik sorununa dönüşebilir.

Bu nedenle Sudan'daki gelişmeleri yalnızca “kimyasal silah kullanıldı mı?” sorusuyla takip etmek eksik kalır.

Asıl sorular şunlar:

Bu maddeler nereden geldi?

Hangi kapasiteyle depolandı?

Gerçekten mühimmat sistemlerine dönüştürüldü mü?

Herhangi bir kullanım gerçekleştiyse bunun teknik kanıtları neler?

Ve en önemlisi, bütün bu sorular bağımsız olarak doğrulanabilecek mi?

Bugün itibarıyla elimizde ciddi iddialar, çeşitli açık kaynak bulguları ve yeni ortaya çıkan materyaller bulunuyor.

Ancak KBRN değerlendirmelerinde acele hüküm vermek yerine kanıt zincirinin tamamlanmasını beklemek, hem teknik açıdan hem de uluslararası hukuk açısından en sağlıklı yaklaşım.

Çünkü kimyasal silah iddiası, sıradan bir savaş haberi değildir.

Bir maddenin adı kadar, nereden geldiği, nasıl kullanıldığı, hangi amaçla kullanıldığı ve bunun nasıl kanıtlandığı da önemlidir.

Sudan dosyasının önümüzdeki dönemde göstereceği asıl şey de muhtemelen bu olacak.

 
 
 

Yorumlar


olay yeri bandı_edited.png

Tuba Türk Çınar

  • academia icon
  • Twitter
  • Instagram
  • LinkedIn
olay yeri bandı_edited.png

İLETİŞİM

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

bottom of page